Ana Sayfa İş Dünyası Ekonomi Bankacılık Sektörüne Genel Bakış

Bankacılık Sektörüne Genel Bakış

1461
0
Paylaş

Günümüzde bankalar ekonomik hayatta çok önemli fonksiyonlar yüklenmiş olup, günümüz ekonomik yapısının ayrılmaz bir parçası olan kuruluşlardır. Ekonomik faaliyetlerin gelişmesi ve çeşitlenmesi bankaların da çoğalmasına ve uzmanlaşmasına neden olmuştur. Bankalar sadece halkın tasarruflarını krediye ihtiyacı olanlara aktararak paranın atıl kalmasını önlemekle kalmazlar kaydi para oluşturaraktan ekonomik faaliyetlerin hareketlenmesine vesile olurlar. Bu bakımdan bankalar rastgele ticari kuruluşlar değildirler kamu hizmeti gören ve bu hizmetleri ile iktisadi faaliyetleri önemli ölçüde etkileyen kuruluşlardır (Şahin, 2002: 423).

Bankalar verdikleri krediler ve yaptıkları yatırımlardan elde edecekleri getiriyi verdikleri kredinin ve yaptıkları yatırımın güvenli olması ile dengelemek zorundadırlar. Bankacılık sektöründe yönetilmesi gereken risk sadece faiz riski değildir.

Bankalar döviz kuru riski, alacak riski, likidite riski gibi karlılığı ters yönde etkileyen diğer risklerin yönetimine de özen göstermek zorundadırlar. Bu nedenle bankacılık risk yönetme sanatı olarak ta tanımlanabilir (A.Ü, 2003: 367). Bankalar halkın tasarruflarını mevduat seklinde kabul ederek bunları ihtiyacı olanlara kredi olarak aktaran veya plasman yapan ödemelerde aracılık eden senet tahsili emanet kabulü gibi çeşitli hizmetler gören ticari kuruluşlardır. Bankalar güvence üzerine para ticareti yapan kuruluşlardır.

Mali piyasalar, tasarruf etmiş ve fazla biçimde elinde bulunduran kişilerin ve kurumların ellerinde bulunan fonları, tasarruf açığı olanların kulanımı için sunmuş olmalarına aracılıkta bulunan piyasalar olarak tanımlanabilmektedir. Tasarruf yapmış olanlar, elde etmiş oldukları veyahut elde etmeyi ummuş oldukları gelirler karşısında bu fonları devretmeyi düşünebilirler. Bir diğer taraftan, firmalar da bugünkü fonlarından fazlasını kullanarak oluşturacakları gelir yükselmesini bir kısmı karşılığında ödeme yaparak, başkalarına ait fonları kullanma hissiyatı güdebilirler. Bu sebepledir ki finansla piyasalarda ki asli fonksiyon, fon arzı ve talebinde bulunanlar arası aracılık işlevini yerine getirmektir. Genel olarak mali fonların devri, poliçe, çek, hisse senedi, gibi kıymetli evrakların el değiştirmesi sonucunda gerçekleşir.  Bu açıdan mali piyasaları, mali varlıkların ve kıymetli evrakların alınıp satıldığı piyasalar şeklinde de tanımlayabiliriz.

Mali piyasalarda asli fonksiyon, fonların, talep edenlere doğru arz edenlerden akışını sağlayabilmek, menkul değerlere nakit akışını sağlayabilmek ve menkul değerlerin fiyatını oluşturabilmek şeklinde özetlenebilir. Ama ekonomik açıdan da finansal piyasalar firmalara kaynak tahsisinde bulunmak gibi önemli bir görev yerine getirmektedirler (Ceylan, 2000: 5)

Para piyasalarının temel aracı kurumu ticari bankalardır. Bankalar, tasarruf edenlerden ve firmalardan topladıkları ticari mevduatlara dayanarak kısa vadeli krediler açarlar. Bu sebepledir ki kredi kaynağını oluşturmakta olanlar fon sahipleryle krediyi alanlar arasında direk bir ilişki mevzu bahis değildir. Para piyasalarında temel aracı kurum olan bankaların yanısıra finansal leasing şirketleri, forfeiting işlemleri ve sigorta kurumları da faaliyet göstermektedirler.  (Seyidoğlu, 2003: 285-286).

Bankacılık sektörü için modern dünyada finans siteminde ki en önemli yapıyı oluşturan kurumlardan birisi olduğu söylenebilir. Banka, faizle para alıp para verebilen, kredi işlemleri iskonto, kambiyo işlemleri ile kasalarında para değerli evrak belge saklayarak bunun güvenliğini sağlayan ve bunun dışındaki ekonomik faaliyetlerde bulunan kurum ve kuruluşlara banka denilmektedir [1].

Bankaların asli fonksiyonu bir ekonomideki atıl fonları fon ihtiyacı olan kesimlere minimum maliyetle aktarmaktır.”[2]

Bankaların çok çeşitli ve önemli biçimde işlevler yüklenmiş olduğu günümüz ekonomis yapısında ayrılmaz bir kuruluş olan bankalar ekonomik faaliyetlerin hızlanması ve gelişmesi aynı zamanda çeşitlenmesi bankaların ihtisaslaşmasına neden olmuştur. Bankalar yalnızca halkın tasarrufları ile ilgilenmez aynı zamanda da kaydi para yaratarak ekonomik faaliyetlerin canlanmasında da önemli roller oynamaktadırlar. Bu açıdan bakıldığında bankalar sıradan kuruluşlar olmayıp iktisadi hayatı elzem biçimde etkileyen kuruluşlardır (Şahin, 2002: 423).

Banka, para ve / veya nakdi para yerine geçebilecek diğer menkul değerler ile iş yapabilen ve bunun yanında ayrıca finans hizmetleri de sunan biri kuruluştur. Mevduat alıp borç veren kredi alıp veren bu aradaki faiz farkından gelir elde ederler. Banklar temel olarak ticari ve merkez olmak üzere iki ana kategoriye ayrılmaktadırlar.

Tasarrufları toparlayan cari hesapları tutan ticari bankalar yatırım yapma, kurum ve kişilere finansal danışmanlık ve finansal hizmetler sunma fonksiyonlarını ifa eder. Müşterilerine sağladıkları krediler için faiz geliri elde eden bankalar sağlamış oldukları diğer hizmetler için de harç alırlar. Ülkeler arasında mali işleri uygulayan merkez bankaları para kredi poltikalarının regüle edilmesi ve faaliyete geçirilmesi rolünü üstlenir. Bunun yanında finansal krizler eşiğinde iken bankaların borç alma gayesiyle bavşurabilecekleri bir olarak karşımıza çıkmaktadır. Merkez bankaları, bu ana görevlerinin yanı sıra, finansal sistem içerisinde psikolojik bir rol oynamaktadırlar. Fonksiyonları itibariyle ticari bankalar fonksiyon ve işlevlerini bankaların yüksek riske sahip borç vermeleri hususunu engelleyerek, bankaları denetleyerek ve nakit sorunu yaşayan bankalara borç vererek ifa ederler. Merkez bankalarının da ekonomi politikasını direk olarak etkileyen ve döviz kurları üzerinde etkisi olan düzenleyen kuruluşlar olarak ön plana çıkmışlardır.[3]

Bankalar vermiş oldukları krediler ve yatırımlarından elde etmiş oldukları gelirleri verdikleri kredilerin güvenilir olması ile dengelendirmek zorundadır ki bankacılıkta yönetilmesi gereken riskin yalnızca faiz riski olmadığı dikkate alınmalıdır. Bankalar likidite riski, döviz kuru riski gibi karlılık oranlarını ters yönde etkileyebilecek tüm durumları dikkate alarak risk yönetimini gerçekleştirmek zorundadır. Bu sebeple bankacılığı risk yönetme sanatı olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır (Anonim, 2003: 367). Halkın tasarruflarını mevduat biçiminde kabul edilerek ihtiyaç duyanlara kredi şeklinde veren ödemeler konusunda aracılık işlemlerini yerine getiren bankalar güven üzerine para ticareti yapan kurumlardır.

Tabloda görüleceği üzere banka sisteminin konsolide (pekiştirilmiş) bilançosu görülmektedir. Tabloda ki birinci kısımda merkez bankası bilançosu bulunmaktadır. Merkez bankası aktifleri altın ve döviz rezervleri ile iç kredi ve ya net dış varlıklar ile net iç varlıklar olarak iki ayrı kategoriden oluşmaktadır.  Tabloda Altın ve döviz stokları ise F ile gösterilmektedir. Merkez bankası bu tahviller satın alınır iken parasal taban oluşturmaktadır. Merkez bankasında tahvil koleksiyonuna iç kredi adı verilmektedir. Merkez bankasının sorumluluğu parasal tabandır. Ticari banka sektöründe iki aktif kümenin arasında bir ayrım bulunmaktadır. Birinci olarak ticari bankalar nakdi olarak madeni ve kâğıt para ile merkez bankasında mevduat olarak rezervleri bulunmaktadır. Bankların rezerv aktifleri MBb ile gösterilmektedir. Bankaların vermiş oldukları iç krediler ise DCb olarak gösterilmektedir. Ticari bankalar sorumluluklarını hane halkı ve işletmelerin yatırmış oldukları mevduatlar oluşturmaktadır.

Tablo: Banka Sisteminin Bilançosu

Merkez Bankası
Aktifler Pasifler
Altın ve Yabancı Parasal Taban H
Döviz Rezervleri F
İç Krediler DCc
Ticari Bankalar
Aktifler Pasifler
Merkez Bankasındaki
Nakitler artı mevduatlar Mevduatlar D
(Karşılık olarak tutulan) MBb
İç Krediler DCb
Konsolide Bankacılık Sektörü
Aktifler Pasifler
Altın ve Döviz
Rezervleri F
İç Kredi DCc + DCb=DC D
Para Arzı MBb Para Arzı M

Kaynak: Parasız, İ., 2006, Makro Ekonomi, Ezgi Yayınevi, Bursa. S.534

Bankalarda ki mevduat sadece bir defa bankaların bilançosunda görünmektedir ve birletilmiş bilançoda da bire bir aynı biçimde yer almaktadır. Banka sistemindeki toplam yükümlülük kağıt para, mevduat ve madeni paralardan müteşekkildir. Bu üçünün toplamı bize salt olarak para tanımını vermektedir (Parasız, 2006: 533).

Ana çerçeve kapsamında bankalar, bir takım karakteristik bunlar arasında likidite, sermaye gibi unsurlar belirtilebilir bunların yükümlülüklerini satarak, başka karakteristiğe haiz olan varlıkları satın alma yoluna giderek gelir elde etme yoluna giderler. Bu proses sıkça varlık dönüşümüne delalet etmektedir. Bir kişi tanıdığı birine bir ipotek karşılığında borç para vermek yerine, parasını bankadaki bir mevduat hesabına koyar ve bankaya da tanıdığına vereceği krediyi temin etmiş olur. Bu şekilde de banka tasarrufa geçen mevduatı nakte çevirmiş olur (Mishkin, 1998: 232).

Bankalar için finansal aracılar tabiri kullanılabilir, bugün bankaların devletler ile, ekonomistler vasıtası ile önemli bir konumda değerlendirilmelerinin sebeplerinde sunmuş oldukları kredileri izleyebilme hususunda da ölçek ekonomilerinden fayda sağlayarak oluşturmuş oldukları sosyal yarara; kısa dönemli ve nominal değerden çevirilebilen mevduatların vesilesiyle nakit elde edebilme kapasitesine; kredi ve ödeme sistemlerini birbirleri ile bağdaştırabilmektedir (Bossone, 2000:3-4).

Bankacılıkta finans sektörünün içersinde ciddi bir ağırlığı olması hasebiyle, sistemin sağlıklı bir şekilde faaliyetlerini sürdürebilmesinden sorumlu olan politik etkenler, bankaların etkinliği, kar etmesi ve istikrarını sürdürülebilir biçimde koruması hususularında hassas bir biçimde durmakta, iktisadi fonksiyonları düzgün bir biçimde hayata geçirebilmesi için ortamın uygun formda kalması sağlanılmaya ve korunmaya çalışılmaktadır. Bu anda da rekabet, pozitif ile negatif neticeyle sektörü etkileyen, bir diğer taraftanda hali hazırda ki ekonomik şartlardan uzak durulması neredeyse olanaksız bir  durum olarak düşünülmektedir.  Günümüzde ki yoğun rekabetin sebep olduğu negatif tesirlerin yok edilebilmesi maksadıyla pozitif tesirlerin arttırılabilmesi içinde yer alınılan sektörede ki yapının düzgün bir şekilde irdelenmesi, rekabete yol açan unsurların masaya yatırılması, politika ortaya koyanlarınsektör ile ilgili gerçek bir tavıra bürünmeleri yönünden elzemdir. Bankaların sunmuş oldukları vadesiz mevduat hizmeti vasıtasıyla bireylere ve işletmelere istedikleri anda harcayabilme olanağı verilir. Bunun yanında sağlamış oldukları kredi olanaklarıyla likiditenin konuşlanması hususunda yararlar sağlar (Kalaycı, 2010:9). Kamuda bankaların mevduat ile ilgili sorumluluklarını yapabilmesine olan güven, banka varlıklarının kalite ve finansman gücüne dayalıdır. Başka kurumların yapamadıkları hallerde bile bankaların kredi ve likidite sunabilme yetenekleri mevcuttur. Bununda sebebinde kredi ve likiditenin elastikiyeti rol oynamaktadır (Corrigan, 1982: 10).

Bütün sektörlerde olduğu gibi, bankacılıkta da bulunulan pazarın özellikleriyle kapasitenin ilerletilmesi arasında bir bağ bulunmaktadır. Bu sebeplede bir endsütride kapasite tahlil edilirken sınai özelliklerinin ve bu özelliklerin Bu nedenle, bir endüstrinin kapasitesinin analizinde, endüstrinin niteliklerinin ve bu niteliklerin meydana gelmesine sebep olan ilerlemelerin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Türkiye’de bankacılık sistemine bakıldığında 1990’lı senelerin ilk yıllarına değin önemli bir değişim süreci hasıl olmuştur. Bu dönemlerde finansal anlamda serbestleşme politikalarının uygulanması ile faiz oranlarında ki kontrollerin kaldırılması ile pazara giriş olanağı sağlanmıştır. Büyük kısmı yabancı sermayeli olmak üzere mevduat bankalarının yanında kalkınma ve yatırım bankalarının sisteme girişi olmuştur. Banka faaliyetlerini düzenleyen Bankalar Kanunun’da disponibilite, vergi gibi mali sorumluluklarla ilgili olarak çoğu kez düzenlemeler yapılmıştır (Delikanlı, 2005: 4-5).

Banka sistemi değişik alanlarda faaliyette bulunan bankalar topluluğunun yapsını ve birbirleri ile olan ilişkilerini betimler. Kimi zaman bahsedilen bu düzen ve bağlantı isteğe bağlı biçimde devlet müdahalesi olmaksızın var olur. Kimi zamanda devlet koymuş olduğu yasalar vasıtası ile bir sistem kurar ve değişik bankalar arasındaki ilişkiye düzen getirir (Öçal ve Çolak, 1999: 35). 1936 senesinde Türkiye’de banka sistemi ve bankaların işlevlerine binaen ilk düzenleme “2243 Sayılı Mevduat Korunma Kanunu” ile olmuştur. Bankaların işlevlerini ve birbirleriyle olan ilişkileri yasalar ve yönetmelikler vasıtası ile düzenlenmektedir.

Finansal deregülasyon sonucunda, sermaye piyasasıyla bankalar arasında aracılık işlevini yerine getiren bir çok kuruluş bulunmaktadır. Bunun sonucundan da finansal piyasalarda derinleşmede oluşur. Finans alanında oluşturulan fonların reel kesime aktarılması oranı şeklinde finansal derinleşmenin tanımlanması mümkündür. Derinleşmenin yüksek olması ve ekonomide ki büyüme oranında da artış olacağı manasını taşımaktadır. Oran düşü ise derinleşme güçsüz olacak  ve ekonomi de beklenen büyüme oranı düşük seviyelerde seyredecektir. Bunun yanında ekonomide büyümenin olması için süphesiz ki bir diğer önemli kriterde derinleşmenin yanında sürdürülebilir istikrardır. İstikrarın olmadığı ekonomilerde yatırımcılar uzun vadede kazanackları miktarı tatmin edici bulmakdıklarından mütevellit fonların reel sektöre aktarımında sıkıntı olmakta ve üretime dönüşümünde problemler yaşanmaktadır. Bu hususta para üzerinde para kazanılmasına sebep olmaktadır [4].

Başka sınailerde de mevut olduğu üzere bankacılık sisteminde ki aşırı kapasite sebebiyle nedenleri şu şekildedir (Davis ve Salo, 1998: 7; Chaffai ve Dietsch, 1999: 5).

  • Ürüne olan talepte zamana bağlı ve ya yapısal bir düşüş
  • Teknolojide ki ilerlemeler
  • Firmalar arasında talebin yer değiştirmesi
  • Tam kapasiteyle çalışılan durumlarda pazara yeni işletmelerin girişi
  • Regülasyonlar veyahut ekonomide ki düzenlemeler
  • Rekabetin fiyat üzerindeki etkin işlemesi gerekirken fonksiyon bozulması hasebiyle alınan doğru olmayan yatırım kararları ve bunun yanında rekabetçi sınaiden farklılık oluşması gibi sebepler eklenebilir.

Bankacılık sektöründe aşırı kapasite miktarına bağlı olan araştırmalarda genellikle, piyasanın yapısı göz önünde bulundurulmaksızın sektörle ilgili  toplam datalardan veya bankaların datalarından hareket edilerek performans ölçümlerine bakılmaktadır. Piyasa gücü saçılımının değişiklik göstermediği müddetçe bankaların karlılık düzeylerinde ki değişmeler fazla kapasite indikatörü şeklinde değerlendirilebilmektedir (Davis and Salo, 1998: 9). Nispeten küçük olan bankaların monopolist güce haiz olduğu, büyüklerin ise sert rekabetin hasıl olduğu piyasalarda bu kriter kullanılabilir.

Ülkemizde firmalar açısından muadil finans ve bankacılık sistemlerine alternatif olarak farklı bir takım kanallar mevcut olup bunlardan bir tanesini örnek olarak gösterilecek olduğunda katılım bankaları buna örnek olarak gösterilebilir. Aslında farklı bankacılık ve finans sistemleri, finans piyasaları içerisinde müşteri memnuniyeti sağlayarak farklılaşmakta olup aynı zamanda bir hizmet inovasyonuna örnek gösterilebilir. Bu tipte ki kuruluşlar yalnızca Türkiye’ye özgü olan kuruluşlar olmayıp tüm dünyada olan kuruluşlardır. Tasarruf ve mevduat sahipleri buralarda birikimlerini ve sermayelerini koruyup değerlendirebilmekte ve işlem görmelerini sağlayabilmektedir.

Genel konsept açısından finans ve bankacılık kuruluşlarının ana karakteristik özelliklerinde sermaye, likitidite gibi bir takım etmenlerin olduğu belirtilebilir bunların sorumluluklarını satarak farklı özelliklere sahip olan mevcudiyetlerini satın alma yoluyla gelirleri arttırmak amaçlanır. Bu süreç içinde sıklıkla varlık dönüşümünü göstermekte olup bir birey tanıdığı birisine ipoteğe karşılık borç verme yerine, sermayesini bankada bir mevduata yatırır ve bankayı tanır. Bu biçimde de banka tasarrufa geçen mevduatı nakite çevirir (Mishkin, 1998:232).

Para ve sermaye piyasalarındaki ana kuruluşlar ticari bankalardır. Bankalar tasarruf sahiplerinden elde ettikleri ticari mevduatlara dayanarak kısa süreli krediler açar. Bu nedenle de kredi kaynağını meydana getirmekte olan fon sahipleri ile krediyi alanlar arasında doğrudan bir ilişki bulunmamaktadır. Para ve finans piyasalarının ana aracı kurumlardan olan bankaların yanında forfeiting, leasing şirketleri gibi sigorta kuruluşları da bulunmaktadır  (Seyidoğlu, 2003: 285-286).

Tüm pazarlarda olduğu şekilde, bankacılık sektöründe de olan marketin nitelikleri ile kapasite artırımı arasında sıkı bir ilişki vardır. Bu nedenle de kapasite analiz edilirken sınai niteliklerinin meydana gelmesine neden olan gelişmelerinde göz önünde tutulması şarttır.

 

Kaynaklar

Seyidoğlu, H., 2003, Uluslararası Finans, Güzem Cem Yayınları, İstanbul

Mishkin F.S.,1998,  The Economics of Money, Banking and Financial Markets, Addison-Wesley, 5.Edition, Columbia.

Şahin, H., 2002, ”İktisada Giriş 6.baskı”, Ezgi Kitabevi Bursa.

Anadolu Üniversitesi, 2003, “İktisada Giriş”, Anadolu Üniversitesi Basımevi Eskişehir.

[1] http://tr.wikipedia.org/wiki/Banka” Erişim Tarihi: [17.11.2008]

[2] Günal Mehmet,Ankara Mayıs 2001, http://195.155.145.1/turkce/yayinlar/kitaplar/TURK_BANKACILIK.zip (10.10.2008)

[3] Şenkalp,Cemile, “Banka Nedir?”, http://www.gauvision.org/vision/issue3/cemile.htm (24.10.2008)

[4] “Bankacılık sektörünün yapısal analizi”,www.akademiegitim.com.tr/makale/makale_tbs1.PDF (15.10.2008)

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen Buraya Adınızı Yazın