Ana Sayfa İş Dünyası Çalışanlarda Örgütsel Kurum Adalet Algısı

Çalışanlarda Örgütsel Kurum Adalet Algısı

862
0
Paylaş

Bireylerin birlikte yaşamalarından bu yana, her dönemde sosyal adalet algısı incelenen önemli konulardan biri olmuştur. Kişilerin kendi gayelerini hayata geçirebilmek ve sonuçlandırabilmek için bir topluluk içinde yaşama gereksinimlerini, kaynakların kişiler arasında dağıtılması ve kişiler arasındaki distribüsyonu ve kişiler arasındaki ilişkilerle alakalı legal regülasyonların var olması gerekliliğini meydana getirmiştir (Yürür, 2008: 296).

Bireyler bulundukları ekolojide her zaman bir adalet arayışında bulunmuşlardır. Bu arayışta, sosyal yaşantının bir öğesidir. Sosyal örgütlerin/kuruluşların elzem zorunluluklarından biri olarak adalet kavramının olduğu varsayılır ki bu arayış ile sosyal yaşantının içinde adalet vazgeçilemez bir öğesidir. Yalın bir biçimde, tüm insanların hak ettikleri biçiminde betimlenen adalet kavramı bireylerin bulundukları yerde gereksinim duyduğu regülasyon ve güvenlik konusu olmazsa olmazdır.

Örgütsel adalet algısı, kişilerin kurum/örgüt içinde kendilerine karşı, karşısındakilerin/kurumun adalet anlayışı içinde hareket edip etmedikleri hususunda bir karara ulaşmalarına yardımcı olmaktadır. Kişilerin kurum/kuruluş içerisinde proses ve fonksiyonların, vazifelerin, bireylere gösterilen tutumların hakkaniyetli olup olmaması hususunda bir sonuca varmakta ve buna göre de bireyler sonuca bakarak kurumlarına ve çalışanlara karşı bir davranış oluşturmaktadırlar. Kurum içinde çalışanların, kurum ve kuruluşların başarıya ulaşmalarında elzem bir konuma haizdir. Enformasyon ve bu enformasyona sahip olan bireylerin bulunduğu kuruluşlar, yoğun rekabet ortamında ellerinde bir koz bulundurmaktadır. Bu kozu sürdürülebilir kılmak için de yetişmiş personellerini kurum ve kuruluşları içinde tutabilmeleriyle yakın bir ilişki içindedir. Bireylerin kurum içinde kalabilmeleriyse,  amirlerin birlikte çalıştığı kişilere karşı adalet anlayışı içinde tutum ve davranışlar göstermesiyle istihdamı sağlanmış bireylerin adalet düşüncesinin bu düzlemde olmasına dayanmaktadır (Tetik, 2012: 240).

Örgütsel adaletle alakalı olarak gerçekleştirilmiş olan literatür çalışmalarında Adalet Teorisi önemli bir yer tutmakta ve Adams tarafından gerçekleştirilen çalışmada, istihdam edilen bireylerin emekleriyle kurumlarına yapmış olduklarına inandıkları katkıya karşılık gelmek üzere, elde edilen çıkarları farklı kurum ve kuruluşlarda istihdam edilenlerin elde ettikleriyle mukayese edecekleri fikrine dayanmaktadır (Yeniçeri, Demirel ve Seçkin, 2009:83-84).

Kurumsal adaletin adil distribüsyon ve adil işlem/etkileşim adlı iki kaynağının bulunduğu söz konusu olup adil dağıtım, istihdam edilen bireylerin elde ettikleri sonuçların hakkaniyetli davranmasını, herkese hak ettiğinin verilmesi hususunu belirtmektedir. Adil işlem ise ele geçirilenlerin determinasyonunu sağlayabilmek amacıyla karar işlemi gerçekleşirken yapılanların adil olması manasına gelir. Etkileşimde fonksiyonlarla ilişkili bireylerarasındaki iletişim/etkileşimin adli bir biçimde algılanması hususunu belirtmektedir. Bu adalet kavramlarının birbirileri ile alakasının bulunmasına rağmen adalet striktürünün birbirleri ile benzer olmadığı hususu varsayılmaktadır (Yıldırım, 2007: 256).

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen Buraya Adınızı Yazın