Ana Sayfa İş Dünyası Ekonomi Demir Çelik Sektörü

Demir Çelik Sektörü

574
0
Paylaş

Dünyada madencilik birkaç on yıldan beri köklü bir değişimin içinde. Geçmişte Kanada, ABD ve Avustralya’da ağırlık taşıyan gelişmiş ülkelerin metal madenciliği; aynı ülkeler ve Almanya ve İngiltere’de yoğunlaşmış kömür madenciliği; Güney Afrika, Peru, Şili gibi ülkelerdeki emperyal madencilik ve sosyalist ülkelerdeki ülke endüstrisini destekleyen madencilik modeli bugün alt üst olmuş durumda. Metal madenciliği hızla az gelişmiş ülkelere kaydırılıyor [1]. Bu ülkelerde kurulu çokuluslu şirketler arama ve işletme çalışmalarını artık Güney Amerika, Güneydoğu Asya, Afrika ve eski sosyalist ülkelerde yoğunlaştırdı,. Buralarda her türlü denetim ve koruma engelini kolayca aşıp doğal sermayeyi yıkarak yok ederek çalışıyorlar. Emperyal madencilikte, Güney Afrika’dan çekiliyor. Eski sosyalist ülkeler artık az gelişmiş ülke “muamelesi” görüyor. Maden işletmeleri tek tek özelleştirilip yabancı yatırımcılara satılıyor. Bazı ülkelerde milyonlarca kişinin geçim kaynağı olan el emeği madencilik zor yolu ile, sürgünlerle, bazen kıyım ile yok edilip yerine çağdaş teknoloji denilen dev makine parkı ile, en çok 7-8 yılda cevher yatağının kaymağını tüketip önemli bölümünü yerinde terk eden ve dev çukurlar ve dev atık yığınları ile baş edilemez çevre sorunları [2] bırakarak çekip giden [3] işletmeciler yerleşiyor.

Bunu özendirerek geliştiren uluslar arası kurumlar da artık sorunun büyüklüğünü algılamaya, bu işletmelerin önce sürdürülebilir kalkınma anlayışına uymasını; sonra, uluslararasılaştırılacak çevre yasa ve kurallarına uymasını [4]; çevre halkı ve sivil toplumla işbirliğini [5]; vb., savunmaya [6] başladı.

Kısacası, dünya madenciliği küresel kapitalizmin yaban, denetlenemez, talancı alışkanlıkları yüzünden yalnızca toplumsal prestij kaybına uğramadı; artık, savunulamaz ve sürdürülemez bir yola girdi, çıkmazda. Dünyada bu sektörün beslendiği borsalarda artık yeni kaynaklar üretmekte önemli güçlükler yaşanıyor. Kredi kuruluşları eleştiri ve tepkilerin karşısında kredi ve desteklerini geri çekmek zorunda kalıyor ve bu eğilim yaygınlaşıyor. Mal oluşlar ne denli indirilse de, satış fiyatlarının yüzyıllık düşüşü de sürüyor. Büyüme ve toplulaşma bir türlü gerçekleştirilemiyor. Birleşmeler de buna yetmiyor [7]. Madencilik sektörü öteki endüstriler arasında en düşük kârlılıklı [8] sektörlerden biri [9]. Yani, dünya madenciliği bugünkü tarzı ile sürdürülemez duruma gelmek üzere. Bu alanda kökten değişimler yaşanmasının arifesindeyiz.

9. kalkınma planı madencilik özel ihtisas komisyonu bunu görmek, gelişmeleri öngörmek ve ilke ve önlemlerini doğru saptamak zorunda.

Türkiye’de Demir Çelik Sektörü 

Sanayileşme sürecinde demir çelik sektörünün yadsınamaz bir önemi bulunmaktadır. Metal eşya sanayii, tarımsal makine sanayii, deniz ve motorlu kara ulaşım araçları sanayii, inşaat sanayii, elektrikli ve elektriksiz makine sanayileri gibi pek çok sanayi dalı demir çelik sektöründen hammadde temin etmektedir.

Bir dönem sanayileşmenin vazgeçilmez öğesi olarak görülen demir çelik sektörünün ülkemizdeki ilk tohumu 1928 yılında Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından Kırıkkale’de çelik üretiminin başlatılması ile atılmıştır. 1937 yılında Karabük Demir Çelik Fabrikalarının hizmete girmesiyle ilk entegre demir çelik tesisimiz kurulmuştur. İkinci entegre tesisimiz olan Ereğli Demir Çelik fabrikaları ise yassı ürün ihtiyacını karşılamak üzere 1965 yılında üretime başlamıştır. Üç entegre tesisin sonuncusu olan İskenderun Demir Çelik Fabrikaları ise 1977 yılında hizmete girmiştir.

Özel girişimin bu sektördeki faaliyetleri oldukça geç başlamıştır. 1960 yılında kurulan ilk elektrik ark ocaklı tesisten sonra sayıları artan ark ocakları en büyük gelişmeyi 1980’den sonraki sanayinin büyüme ve dışa açılma döneminde gerçekleştirmiştir. 1985-2000 yılları arasında toplam ham çelik üretimi yüzde 194 artış göstermiştir.
3 entegre tesise karşılık açılan ark ocaklarının sayısı 15’e ulaşmıştır. 19,8 milyon tonluk ülke ham çelik kapasitesinin yüzde 69’u ark ocaklı tesislere aitken, yüzde 31’i entegre tesislere ait bulunmaktadır.
Sektörde faaliyet gösteren 18 üretici firmadan Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu hariç hepsi Türkiye’nin en büyük 500 kuruluşu arasında yer almaktadır.

Türkiye, 2000 yılı verilerine göre, 14,3 milyon tonluk çelik üretimiyle dünyada 15. sırada yer almaktadır. 2001 yılında da 15 milyon tonluk üretimiyle sıralamadaki yerini korumuştur.

Ana Kaynak 

Http://www.ferroexpoo.com

Kaynaklar

[1] nrCan, 2001, Canadian Minerals Yearbook, General Review,

[2] Mehta, P.S., 2002, The Indian Mining Sector : Effects on the Environment&FDI Inflows, OECD OECD Global Forum on International Investment, Conference on Foreign Direct Investment and the Environment, Lessons to be learned from the Mining Sector

[3] WWF, 2002, Undermining Biodiversity, Canada

[4] George, R.P., 1998, International Law Mineral Resources, UNCTAD, Mining, Environment and Development Papers,2

[5] Feiler, J., 2002, Mining After Johannesburg, an assesment of Post-WSSD PoliticalOptions, Mineral Policy Center Discussion Paper

[6] World Bank, 2002, Large Mines and Local Communities : Forging Partnership, Building Sustainability, Mining and Development Series

[7] Crowson, P.C.F., 2001, Mining in the Global Market, Global Metals&Mining Conference, Toronto

[8] Crowson, P., 2001, Mining Industry Profitability, Resource Policy, vol.27, Issue 1, pp.33-42

[9] Humpreys, D., 2001, Sustainable Development : Can the Mining Industry Afford it?, Resource Policy, vol.27, Issue 1

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen Buraya Adınızı Yazın