Ana Sayfa Kültür Sanat Dış İlişkiler Karabağ Çatışması İle İlgili Tespitler ve Çözüm Çalışmaları

Karabağ Çatışması İle İlgili Tespitler ve Çözüm Çalışmaları

291
0
Paylaş

A- Çatışma Taraflarının Soruna Dair İddia ve Talepleri

Çatışma içerisinde doğrudan olan iki devlet var. Bunlar Azerbaycan ve Ermenistan. Çatışmaya sebep olan bölge ise iki ülke içinde stratejik ve tarihsel önemi olan Dağlık Karabağ. Burada Azerbaycan’ın savunduğu tez tarihin bütün dönemlerinde Dağlık Karabağ bölgesinin Azerbaycan toprağı olduğu ve Uluslararası kuruluşlarda da bunun tanındığıdır. Ermenistan ise nüfusun çoğunluğunun Ermeni olduğunu iddia ediyor, özellikle Sovyetlerin yanlış politikaları yüzünden bölgenin Ermenistan yerine Azerbaycan’a bağlandığını söylüyor. Bölgenin karar verme hakkının olduğu bunu da bağımsızlıktan yana kullandığı ayrıca ileride Ermenistanla konfederasyon kurarak uluslararası sistem içerisine girmesi gerektiği yine Ermeniler tarafından savunuluyor.

B- Çatışmanın İkincil Taraflarının Soruna Dair İddia ve Talepleri

Türkiye ve Rusya’dır diyebiliriz. Türkiye’nin Ermenistan’a karşı Azerbaycan’ı desteklemesinin temelinde Türkler ve Azeriler arasında ki etnik ve kültürel birliktelik olduğu kadar, Ermenistan’ın Türkiye’nin toprak bütünlüğünü kabul etmemesi ve Sözde Ermeni soykırımı için başlattığı karalama kampanyasının da etkisi vardır. Türkiye savaş öncesinde ve sonrasında da Dağlık Karabağ’ı Azerbaycan toprağı olarak görmüş, uluslar arası kuruluşlarda da Azerbaycan’a olan bu desteğini sürdürmüştür. Diğer yanda Rusya’nın Ermenistan’a destek vermesinde, dinsel birliktelik ve tarihten gelen dostluk ilişkilerinin önemli bir etkisi vardır. Ayrıca Ermenistan’ın kendi ülkesinde Rus üstlerine izin veriyor olması, Rusya’nın bölgede etkisini hissettirmesi açısından önemli bir fırsattır. İki devletin farklı tarafları tutmasında Türkiye ve Rusya’nın bölgesel güç olma mücadelesi de yatmaktadır. Türkiye’nin eski Sovyet bölgesine uyguladığı “ Türk modeli ” stratejisine karşı, Sovyetler “yakın bölge” siyaseti ile karşılık vermektedir. Kafkasya bölgesi de bu stratejilerin çarpıştığı bir coğrafyadır.
C- Çatışmanın Üçüncül Taraflarının Soruna Dair Faaliyetleri ve Agit-Minsk Grubunun Önerdiği Çözüm Planları

Birleşmiş Milletler, AGİT, Minsk Grubu, Karadeniz İş birliği örgütü gibi kurumlar çatışmada üçüncül taraflar olmuşlardır. AGİT grubu “Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı” adı altında 1970’li yılların başında soğuk savaş koşullarındaki Avrupa’nın bölünmüşlüğüne son verilmesi, güvenlik ve istikrarın sağlanması ve katılan devletler arasında bu amaca yönelik işbirliğinin geliştirilmesi düşüncesiyle kurulmuş teşkilattır. AGİT kapsamında 1992 yılında kurulan Minsk Grubuna 11 devlet katılmıştır.  Azerbaycan, Almanya, Ermenistan, Beyaz Rusya, İsveç, İtalya, Fransa, Türkiye, Çek ve Slovak Cumhuriyetleri [1]. AGİT’in bu girişimi Birleşmiş Milletler tarafından da desteklenmiş. Fakat yapılan arabuluculuk çabaları ve düzenlenen müzakereler sonuç vermemiştir. Hem BM’ de hem de AGİT’te alınan kararlara göre Dağlık Karabağ bölgesi Azerbaycan’ın toprağı olarak kabul görmektedir.

Ayrıca, Bireysel olarak Türkiye’nin, Rusya’nın, ABD’nin, Fransa’nın, Kanada’nın, Kazakistan’ın, İran’ın yapmaya çalıştıkları arabuluculuk çabaları da başarıya ulaşmamıştır.

1997 yılında Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcısı Strobe Talbott ve AGİT-Minsk Grubu’nunun üç eş-başkanı iki barış tasarısı hazırlamışlardır [2].

1- Toptan Çözüm Planı

Toptan çözüm planı Dağlık Karabağ uyuşmazlığına yönelik önemli ve acil meseleleri, statü meselesinden ayırmaktadır. Önemli meseleler kapsamında;                                                            Ermeni birliklerinin Laçin ve Şuşa dahil, işgal ettikleri bütün bölgelerden çekilmeleri ve    oluşturulacak  AGİT-Barış Koruma Gücü sorumluluğunda bir tampon bölge kurulması hususu bulunmaktadır. Bu çerçevede, Azerbaycan’dan kiralanacak ve yine Dağlık Karabağ yönetimine belli bir meblağ karşılığı kiraya verilebilecekti. Bu plana göre, Dağlık Karabağ Azerbaycan içinde kalmak kaydıyla kendi anayasasına, marşına, bayrağına, ve askeri polis gücüne sahip olacaktı. Bölgeye yerleştirilecek AGİT barış koruma gücü; göçmenlerin yurtlarına güven içinde dönmelerini sağlayacak, Dağlık Karabağ askeri birliklerinin ortadan kaldırılması sürecini de takip edecek ve denetleyecekti [3].

Türkiye bu planı 2 Haziran 1997 tarihinde desteklediğini açıklamıştır. Bununla birlikte Azerilerin işgal edilmiş bölgelerde geri dönmelerine karşılık Ermenilere uygulanan abluka ortadan kaldırılacaktı. Statü ile ilgili meseleler ayrıca ele alınacaktı. Azeriler bu planı kısmen kabul etmişse de Dağlık Karabağ Ermenileri fikirlerinde ısrarcı davranmışlardır. Bu yüzden Minsk grubu bu planı kısmen değiştirerek yeniden formüle etmek zorunda kalmıştır. Rusya bu süreçte sessizlik politikası izlemiştir.

 2- İki Aşamalı Çözüm Planı

Minsk Grubu iki tarafa da sunulmak üzere bir plan daha hazırlamıştır. Bu planı Rusya da benimsemiştir. Bu plan iki aşamadan oluyordu. Bu plan, eş-başkanlıkla birlikte Amerika’nın etkinliğinin Dağlık Karabağ barış sürecine ilişkin olarak, AGİT içinde daha fazla hissedilmeye başlandığı Temmuz döneminde uyuşmazlık taraflarına, AGİT-Minsk Grubu eş-başkanları aracılığıyla sunulmuştur. Bu planın öngördüğü iki aşama şu şekildedir: 

  • Ateşkes hattının askerden arındırılması ve mültecilerin yurtlarına geri dönmeleri;
  • Azerbaycan içinde kalacak olan Dağlık Karabağ Vilayeti’ne özel bir yasal statü verilmesi.

Devlet Başkanı Haydar Aliyev de 30 Temmuz tarihinde Amerika’daki Georgetown Üniversitesi’nde yaptığı bir konuşmada, sorunun aşamalı çözüm mantığı içerisinde iki kademede çözümlenmesini önermiştir. Buna göre:

  • İlk aşamada; Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın çevresindeki 6 Azeri bölgesinden çekilecektir. Uluslararası barış koruma güçleri bölgeye güvenliği sağlamak üzere girecekler ve iki etnik grubu birbirlerinden ayıracaklardı.
  • İkinci aşamada ise; Dağlık Karabağ’ın statüsünü kararlaştırıldıktan sonra, Şuşa ve Laçin bölgeleri Azerbaycan’a geri verilecekti.

Aliyev, bu planın kabul edilmesi halinde, Dağlık Karabağ ve Ermenistan arasındaki bağlantının kesilmeyeceği garantisini de vermiştir. Ancak, Dağlık Karabağ ile Ermenistan, Şuşa ve Laçin’i geri vermeye pek de sıcak bakmıyorlardı. Zira, bu iki bölge de Hankendi için stratejik öneme sahipti. Özellikle Şuşa konusunda Ermenilerin bu planı kabul edecekleri oldukça şüpheliydi.Zira, bu bölge Ermenilerin eline geçmeden önce, Azerilerin buradan Hankendi’ni bombaladığını iddia ediyorlardı. Laçin ise iki Ermeni bölgesinin bağlantısını sağlaması itibariyle çok önemli bir konuma sahip bulunmaktadır [4].

Dağlık Karabağ yönetimi söz konusu planı reddetmiştir. Bunun sebebi ise Koçaryandan boşalan devlet başkanlığı koltuğuna seçim süreci boyunca Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan içinde sahip olacağı bir statüye razı olmayacağını dile getiren Dağlık Karabağ Dışişleri Bakanı Arkadi Gukasyan gelmiştir. Bugüne kadar Tüm sunulan planlar başarısız olmuştur.

AGİT bundan sonrada‘aşamalı strateji’ye geçmiştir. Bu sefer, Ermenistan’ın olası bir Azerbaycan işgali karşısında Dağlık Karabağ’a  müdahele etme hakkını da içeren, güvenlikle ilgili tüm hususların, ilk aşamada  ele alınması kararlaştırıldı. Yine bu aşamada Ermenistan’ın işgal ettiği bölgelerden çekilmesi hususu vardı. Bundan sonrada bu barış planının politik kısmı gündeme gelecektir [5]. Bu barış planına o dönem Ermenistan Devlet Başkanı olan Ter-Petrosyan destek vermiştir ama bu barış süreci de Ter-Petrosyan’ın istifasıyla son bulmuştur.

Kaynaklar

[1] http://tr.wikipedia.org, 01/12/07

[2] Ömer Göksel İşyar, Sovyet-Rus Dış Politikaları ve Karabağ Sorunu, İstanbul: ALFA Basım Yayım Ltd. Şti. , Mart 2004, s. 594

[3] İŞYAR, a.g.e s. 595

[4] Ömer Göksel İşyar, Sovyet-Rus Dış Politikaları ve Karabağ Sorunu, İstanbul: ALFA Basım Yayım Ltd. Şti. , Mart 2004, s. 597

[5] Ömer Göksel İşyar, Sovyet-Rus Dış Politikaları ve Karabağ Sorunu, İstanbul: ALFA Basım Yayım Ltd. Şti. , Mart 2004, s. 598

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen Buraya Adınızı Yazın