Ana Sayfa İş Dünyası Dış İlişkiler Kıbrıs Hakkında Stratejik Bir Bakış

Kıbrıs Hakkında Stratejik Bir Bakış

241
0
Paylaş

Geçmişten bugüne jeostratejik konumu nedeniyle önemli bir yerde olan Kıbrıs; güvenlik, siyaset ve ekonomi açısından gücü elinde tutma gayesinde olan devletler için önemli bir arzu haline gelmiştir. Bu sebepten olsa gerek Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da, Anadolu ve hatta Avrupa’da kurulmuş olan devletler bu adayı kendi sınırlarına katmak için gayret sarf etmişlerdir.

Adanın çok eski dönemlerini bir tarafa bırakırsak, günümüzde Kıbrıs sorunu olarak tartışılan konu 19.yüzyılda başlayan, 20. ve 21. yüzyılda da devam eden ve bir türlü çözülememiş ya da kimi çevrelerce çözülmesi istenmemiş uluslararası sorunlardan ve hatta BM’nin müdahil olduğu en eski iki konudan bir tanesidir. Yani Kıbrıs bir türlü sonuca varılamayan veya sonuca yaklaştığı sanıldıkça uzaklaşılan tarihi bir sorun olarak uluslararası gündemi meşgul etmektedir.

Sorunun tarafları da esasen Rumlar ve Türklerdir ki Kıbrıs’ın tarihi sürecindeki el değişimlerinden sonra Kıbrıs’ta yaşayan bireylerin etnik kökenlerine bakıldığı zaman Rum ve Türk kökenli vatandaşların çoğunlukta olduğu görülmektedir.

Siyasi güç ve kuvvet olarak bakarsak; Osmanlı Döneminde Türk asıllı vatandaşlar devlet içerisinde daha fazla yer bulurken; 1964-74 yılları arasında ise Rum asıllı vatandaşların daha fazla söz sahibi olma eğiliminde oldukları gözlenmektedir. Zira 1974 çıkarmasından sonra tekrar Türk tarafına dönmüş gibi görünse de bir türlü uzlaşı sağlanamamasından ötürü bu kuvvet dengesi Türk ve Rum asıllı vatandaşların ana vatan olarak gördükleri Türkiye ve Yunanistan’ın siyasi ve ekonomik güç durumuna göre belirlenir olduğu görülmektedir. Bununla birlikte Ortadoğu ve Akdeniz’in çok önemli stratejik konumuna sahip Kıbrıs, yalnız Türk ve Rum toplumları arasındaki ele mücadele ve uyuşmazlık olarak ele alınmamalı aynı zamanda uluslararası güç dengelerinin potasında ve bu dengelerden kendisinin de sürekli etkilendiği bir siyasi sorun olarak ele alınmalıdır.

Tarihin hiçbir evresinde tam olarak bağımsız olamayan bu ada, bugüne kadar bölgesel ve küresel aktörlerin altında varlığını sürdürmüştür. Kıbrıs adası tarih boyunca Ortadoğu’ya açılmak isteyen devletler için, vazgeçilmez stratejik ve ticari bir ada olarak görülmüştür. Haritaya bir göz atıldığında bile Ada’yı elinde bulunduran gücün her zaman Türkiye’den Mısır’a; Lübnan’dan İran’a kadar bölgeyi kontrol edebileceği görülebilir. Türkiye üzerinden Ortadoğu’ya açılamayan güçler, Kıbrıs’ı amaçları için kullanmak istemişlerdir.

Kıbrıs sorununun geçirdiği evrimi anlamak için 1974’ten önceki koşullara muhtelif açılardan bakılmasında fayda vardır. Bu koşulların içindeki uluslararası ortamın dinamiklerinin de önemli ve dikkate alınması gereken bir konu olduğunu unutmamak gerek. Bununla birlikte bilmemiz gereken, Kıbrıs’ın 1963 Aralık ayında ilk büyük çatışmayı yaşamasından sonra geçen 10 yıllık sürede fazlasıyla Soğuk Savaş’ın ruhuna uygun siyasi süreçle politikasının biçimlenmiş veya biçimlendirilmiş olduğudur.

Örneğin bu önemli bir kara parçasını başka bir devlete bırakmak istemeyen İngiltere 1878’den sonra baş aktör olarak sahneye çıkmıştır. 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nden önceki son hâkim olan İngiltere, ABD’nin desteğiyle Soğuk Savaş yıllarında SSCB’ye karşı önemli bir üs olarak Kıbrıs’ı kullanmıştır ve hâlâ ayrıcalıklara sahiptir. Ayrıca, Doğu Bloku’nun yıkılmasından sonra SSCB tarihte yerini alırken, bu devletler federasyonunun lideri durumundaki Rusya’nın Kıbrıs’a yönelik politikalarında herhangi bir değişiklik olmamıştır. Yine, uluslararası arenada yüzölçümü ve nüfusu ile kıyaslanamayacak kadar tezat bir şekilde yer alan İsrail’in Kıbrıs’a yönelik ilgisini de unutmamak gerekir.

Son yıllarda Kıbrıs Rum Yönetimi ile birlikte Kıbrıs kıta sahanlığında petrol ve doğalgaz arama çalışmaları yaptıkları görülmektedir. Son yıllarda Bakü-Ceyhan Petrol Boru Hattı münasebetiyle, Ceyhan’ın bir çıkış hattı olarak kullanılması ile Kıbrıs’a dolaylı yoldan yakınlık hisseden Gürcistan ve Azerbaycan’ın da Kıbrıs’a yakınlık gösterdiği görülmektedir. Daha sonrasında 90’lı yıllarda bir aktörün de Kıbrıs sorununa müdahil olduğu gözlemlenmektedir ki bu aktör Avrupa Birliği’dir.

Kıbrıs sorununda üzerinde uzun süre çalışılan çözüm önerileri son aşamada reddedildi ya da bugün konuşulanlar sonrasında hep göz ardı edildi. Sorunun bugüne kadar gelmesinde belki de en önemli neden, çözümün, asıl taraflar olan iki halka bırakılmaması ve büyük hesaplar ve menfaatler neticesinde olaylara başka aktörlerin de müdahale etmeleri olarak da yorumlayabiliriz.

Türk ve Rum asıllı Kıbrıs halkının ve onların anavatan olarak gördükleri Türkiye ve Yunanistan devletlerinin dışında farklı amaçlarla çok sayıda devlet ada üzerinde hâlâ bazı politikalara sahiptir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen Buraya Adınızı Yazın