Ana Sayfa İş Dünyası Dış İlişkiler Kıbrıs Meselesinde Londra Konferansı ve Politik Önemi

Kıbrıs Meselesinde Londra Konferansı ve Politik Önemi

555
0
Paylaş

1955 yılında EOKA eylemlerine yeniden başlamıştı ve bu meselenin tekrar BM’ye taşınması, İngiltere’nin yeni bir politika tasarlamasını gerektirmiştir. Meselenin BM’ye taşınması halinde İngiltere çatışmalara çözüm bulamadığından bu durum BM’de Yunanistan’a artı bir durum verecektir. Bu minvalde Türkiye ve Yunanistan siyasi ve askeri meselelerin ele alınması için görüşmeye davet edilmiştir.

İngiliz hükümeti, bu toplantıda Yunanistan’ın self-determination ilkesini savunacağını ve Türkiye’nin de bu karşıt bir aksiyon sergileyeceğini düşünmüştür. Bu durumda İngiltere bu uzlaşmaz sahnede uzlaştırıcı bir tutuma bürünebilir ve meselenin koloni yönetimiyle Kıbrıs Rumlar arasındaki anlaşmazlıktan değil Türkiye ve Yunanistan’ın uzlaşmaz tutumlarından dolayı olduğunu uluslararası sahnede gösterebilecektir (Gemmuhluoğlu, 1989: 85).

Kısaca görüşleri belirtecek olursak, konferansta tam da İngiltere’nin düşündüğü gibi olmuştur. İngiltere bölgede sorumluluğunun artmış olduğunu, sadece üsle yetinilemeyeceğini belirtmiştir. Yunanistan ise üs verilmesinin yeterli olacağını ve “self-determination“ın zaruri olduğunu belirtmiştir. Türkiye de “self-determination“a karşı çıkmış ve Türkiye’nin Yunanistan tarafından çevreleneceğini bunun sonucunda da güvenliğinin belirsizleşeceğini beyan etmiştir. Statükonun devamını, bu olmazsa da adanın Türkiye’ye iadesinin en doğru aksiyon olduğunu belirtmiştir. Taraflar arasında herhangi bir anlaşma olmadan konferans 7 Eylül 1955 tarihinde sonlanmıştır.

Bu konferansın Türkiye açısında önemli sonucu ise Türkiye’nin Lozan Antlaşması ile üzerindeki tüm haklarından feragat etmesinden sonra Ada üzerindeki siyasi kararlarda “birinci derece” taraf olması ve garantör ülke pozisyonunu kazanmasındaki ilk ve önemli bir basamak olmuştur (Hasgüler, 2007: 222). Böylece Adada kimlerin söz sahibi olacağı da ortaya çıkmış ve bununla birlikte İngiltere, Ada üzerindeki egemenliğini koruyabilmek için Türkiye’yi kendi safına çekerek bir denge politikası gütmüştür.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen Buraya Adınızı Yazın