Ana Sayfa İş Dünyası Dış İlişkiler Kıbrıs’ın Kısa Tarihi

Kıbrıs’ın Kısa Tarihi

2196
0
Paylaş

Kıbrıs’ta Osmanlı Egemenliği

Kıbrıs önemi nedeniyle sürekli istilalara, fetihlere uğramış her devletin ele geçirmek istediği bir ada olmuştur. Bu sebeple sırasıyla M.Ö 1500’den bu yana, Mısırlılar, Hititler, Akalar, Fenikeliler, Asurlular, Persler, Romalılar, Araplar, Lüzinyan, Cenevizliler, Venedikliler, Osmanlılar, İngilizler tarafından adaya hâkim olunmuştur.

Tarih boyunca büyük devletlerin çıkar çatışmasına sahne olan Kıbrıs, Akdeniz’de hâkimiyet kurmak isteyen devletlerin saldırılarına maruz kaldığından, tek başına siyasi bir varlık olamamıştır (Gemuhluoğlu,1989:8). Osmanlı devletinin kara ve denizde çok geniş sınırlara ulaştığı bir dönemde, Venedik’in elinde bulunan Kıbrıs, Osmanlı İmparatorluğu için bir tehlike unsuru olmaktaydı. Venedikli korsanların Türk ticaret gemileri saldırmaları sebebiyle çok çetin bir mücadele sonucu Kıbrıs, Osmanlı hâkimiyetine girmişti ve bunda baskı altında bulunan Ortodoks Kıbrıs Rumlarının da yardımı göz ardı edilemez.

Kıbrıs’ta Osmanlı egemenliği sonrası idare sistemi yeniden düzenlenmiş ve Ortodokslara “Millet Politikası” gereği dini otoritelerine temsil yetkisi verilmiş ve ibadet hak ve hürriyeti verilmiştir. Dini otoriteye verilen temsil yetkisi Osmanlı Hükümeti düzeyinde siyasal temsilci olarak bilinmektedir. Venedik döneminde baskılar sonucu azalan nüfusu ve ekonomiyi diriltmek için 21 Eylül 1571 tarihli “Sürgün Hükmü” çıkarıldı.(Gemuhluoğlu, 1989:11) Osmanlı devleti himayesinde Kıbrıslı Rumlar ve Türkler 1878’e kadar bu düzenle gelmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu’nun Rusya Çarlığıyla yapacağı 1877-1878 savaşı sonrası gidişat değişecek ve Kıbrıs sorunun temel kaynağını oluşturan iki halkın fikri, toplumsal ayrışması hızlanacaktı.

Kıbrıs, 1878 yılına kadar bu şartlar altında 308 yıl fiilen ve hukuken Türk egemenliğinde kalmıştır. Bu süre içinde, adanın ve özellikle yerli Hristiyan halkın maddi ve manevi yönden kalkınması ve gelişmesi için her türlü tedbirin alındığı adil bir yönetim kurulmuştur. Bu yönetim ve imkanlar sayesinde 19. yüzyılın başlarına kadar Adada sükunet korumuştur.

Kapitülasyonlar sebebiyle, İngiliz, Fransız ve Ceneviz konsoloslukları bunların genellikle Rum tercümanları sınırları gittikçe genişleyen ayrıcalıklardan yararlanmaya başlamaları, Osmanlı iktisadi ve idari yapısının bütün Osmanlı topraklarını sarmaya başlayan zayıflık belirtilerini Kıbrıs’ta da gösterecekti.

Ortodoks kilisesinin önderliğini yaptığı Yunan milliyetçiliğinin 1821 Mora ayaklanmasıyla Osmanlı Devletine karşı ayaklanması Kıbrıs’ta da etkisini göstermiştir. İsyanın elebaşları olan Başpiskopos ve metropolitin ele geçirilmesiyle bastırılmıştır.

İngilizler 1878 yılında Kıbrıs’ın yönetimini devraldıklarında, karşılarında temsil yetkisiyle donatılmış zengin bir kilise güçlenmeye başlamış bir Rum burjuvazisi ve bunların önderliğinde 19. yy’ın ilk çeyreğinden beri Yunanistan’daki Yunan milliyetçiliğinden etkilenmiş Ortodoks bir Rum çoğunluk ile Osmanlı devletine bağlı yönetici olmayı benimsemiş ve tarımla uğraşan bir Müslüman-Türk toplumu bulmuşlardır.

Kıbrıs’ta İngiliz Dönemi

1856’da Kırım savaşında Osmanlı İmparatorluğunu parçalayarak boğazlara yerleşmenin kolay olmadığını gören Rusya, bu durumda Akdeniz’e inebilmek için Balkanlara yerleşmek, hiç değilse Balkan milletlerini teker teker ya da birlik içinde kendi egemenliği altına almak yolunu seçmiştir.

Edirne mütarekesi ile sona eren 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında Osmanlı İmparatorluğu büyük bir yenilgiye uğramış ve 3 Mart 1878’de Ayestefanos Anlaşması imzalanarak, Doğu Anadolu’nun kapısı sayılan Kars ve Batum Rusya’ya verilmiştir. Ayrıca, bu anlaşma ile Balkanlara kendi istediği düzeni vermeyi, Tuna nehri ile Ege denizi arasında büyük ve bağımsız bir Bulgaristan kurmayı, Sırbistan ve Karadağ’ı genişletmeyi başaran Rusya, bir taraftan Ege ve Adriyatik deniz yolu ile Boğazları ve Akdeniz’i diğer taraftan da Basra yolu ile Hindistan ve Hint okyanusu tehdit eder hale gelmiştir (Gemuhluoğlu,1989:11).

İngiltere, Rusya’nın genişleme ve özellikle Güneye inme girişimlerinden tedirgin oldu. “Ayestefanos” Andlaşmasını çıkarlarına uygun bulmamıştır. Osmanlı İmparatorluğuna yakın bir politika içine girecekti. Bu çerçevede İngiltere, Avusturya’nın da desteği ile 13 Temmuz 1878’de “Berlin Andlaşmasıyla” ortadan kaldıracaktı. Bütün Balkanları Rus nüfuzu altında bırakan, Sırbistan’ı Adriyatik’e çıkaran ve Rusya’yı Bulgaristan aracılığı ile Ege’ye kadar indiren Ayastefanos Anlaşmasına karşı çıkmışlar ve 1878 Haziran’ında Berlin’de devletlerarası kongre toplayarak, bu andlaşmanın, Temmuz 1878’de imzalanan Berlin Andlaşması ile değiştirilmesi sağlamışlardır. Bulgaristan küçültülüp bağımsızlık yerine özerklikle yetinmek zorunda kalacak, Sırbistan ve Karadağ’ın bağımsızlığı tanınacak fakat denize çıkmaları önlenecekti. Bosna-Hersek de Avusturya’nın idaresine bırakılmıştır (Gemuhluoğlu,1989:13).

İngiltere Stratejik anlamda öneme sahip Kıbrıs adasını istiyordu. İngiliz büyükelçi Henry Layord 25 Mayıs 1878 günü, Osmanlı Devletine Ruslara karşı bir ittifak teklifi sundu. İngiltere Başbakanı Lord Salisbury’nin “Kıbrıs’ı silah kullanarak zorla işgal edebileceklerini” ifade etmesine rağmen 4 Haziran 1878’de imzalanan “Savunma Paktı”  ile adanın yönetimi, doksan iki bin altın karşılığında İngiltere’ye devredildi (Sarıca,1980:194).

Böylece Kıbrıs’ta geçici İngiliz yönetimi kurulmuş oldu. Bab-ı Ali, İngiliz elçisinden Kıbrıs üzerindeki haklarının süreceğini belirten bir senet aldı. Böylece Osmanlı Devleti, Kıbrıs’ın yönetimini toprak mülkiyeti kendinde kalmak kaydıyla görünürde, Berlin Kongresinde yapacağı yardımlara karşılık geçici olarak İngiltere’ye devretmişti (Mütercimler, 2003: 137). Tabi, Rusya zapt ettiği yerleri Osmanlı Devletine geri verdiğinde, İngiltere adanın yönetimini, Osmanlı’ya geri iade edecekti. Ancak Rusların Doğu’dan çekilmesine rağmen İngiltere adayı devretmeyecekti. Osmanlı’nın itilaf devletleri safında savaşa girmesini bahane eden İngiltere 5 Kasım 1914 yılında Kıbrıs’ı ilhak ettiği açıkladı.

4 Eylül 1878 tarihinde çıkartılan bir Krallık Konseyi Emirnamesi ile adanın bundan sonraki idari yapısı açıklanmıştır. Bu sisteme göre; yasama görevini Kraliçe’nin tayin ettiği Yüksek Komiser, İngiliz Hükümetinin gözetimi altındaki bir yasama konseyine danışarak yürütecektir (Gemuhluoğlu,1989:21).

1878 Kıbrıs Anayasası İngilizlerin adaya ayak bastıkları günden itibaren Enosis dileklerini belirten Kıbrıslı Rumlar tarafından tatmin edici bulunmayacaktır ve ilk itiraz da onlardan gelecektir. 1882 Anayasası ile Nüfusa dayalı temsil sistemine kavuşan Kıbrıs’ta Rum liderler başlarda bundan memnun kalsa da 1914 yılına kadar Enosis talepleriyle beraber çoğunluğun tahakkümüne dayalı bir anayasa düzeni talep etmişlerdir. Bunlara müteakip Yasama konseyinin güç ve yetkilerinin artırılarak, veto hakkının Yüksek Komiserden alınması ve milli gelirin mahalli ihtiyaçlara göre biçimlendirilmesi hususunu 1902 yılı meclis açılışında talep etmişlerdir (Gemuhluoğlu, 1989: 25).

1902, 1907, 1911 ve 1912 yıllarında dile getirdikleri talep ve muhtıraları geneli itibariyle Yüksek Komiserlik tarafından Sömürgeler Bakanı Müsteşarı olan Winston Churchill tarafından reddedilmiştir. Rumların çoğunluğun tahakkümüne dayalı sistem değişikliği istekleri en son 1912 yılında Türk ahalisinin güvenliğinin ileri sürülerek reddedilmesiyle birlikte Rum meclis üyelerinin 17 Nisan 1912’de toptan istifa etmeleriyle son bulmuştur (Gemuhluoğlu,1989:25). Tüm bunlara müteakip adada huzursuzluklar başlamış ve İngiliz karşıtı gösteriler başlamıştır.

Türkiye, Lozan Antlaşması’nın 20. Maddesi ile adanın İngiltere’ye ilhakını kabul etmiştir. 16. Maddeye göre ise Kıbrıs’ın geleceğinin yeniden değerlendirilmesi durumunda ilgili taraf olma hususunda hukukunu korumuştur. Maddenin bu haliyle kabul edilmesi Enosis girişimlerinin başlamasıyla birlikte, Türkiye’nin Kıbrıs konusunda ilgili taraf olma hakkının hukuki temelini ve altyapısını oluşturacaktı (Göktuğ,1990:34). Yunan Hükümeti de Lozan Antlaşmasının 16. 20. maddeleri ile adanın İngiltere egemenliğinde olduğunu tanımıştır. Fakat Yunan halkı olarak Enosis için çalışmaya devam etmişlerdir.

Kıbrıs’ta İngiliz egemenliği ile Rumlar ve Türkler belirli ve sınırlı bir temsil gücüne kavuşmuş ama Kıbrıslı Rumların Enosis düşüncesine bağlı güç ve yetki artırımı talepleri hiçbir zaman son bulmamıştır. Türkler de İngilizlerle birlikte bir siyasi varlık oluşturabilmekteydi. Bunun oluşmasının temel nedeni ise Rumlar karşısında İngilizlerin stabil kalabilmesi için Türkleri kendi safına çekmesidir. Kıbrıslı Rumların Enosis amacına dayalı artan siyasi güç ve temsil talepleri geneli itibariyle İngiliz Yüksek Komiserliği ve İngiliz Sömürgeler Bakanlığı nezdinde karşılık görmemiş ve reddedilmiştir. Bunlara dayalı olarak Rumlar yönetimi tıkamak için toplu istifalara başvurmuştur. Yine bununla birlikte protestoları ve sokak gösterilerini artırmıştır. 1931 yılındaki vergi yükünün artması sonucu meydana gelen ayaklanma ile İngiliz Hükümeti otorite ve denetimi kaybetmiştir. Ağır hapis cezaları ve yetkilerin vali altında toplanmasıyla son bulan bu ayaklanma, Kıbrıslı Rumların Enosisten başka çare yok sloganına daha da kuvvetli bir dayanak sağlayacak ve Kilise önderliğinde yapılan bir seçimle de Enosis talepleri ayyuka çıkacaktır. Bu Plebisit Makarios’un da becerisiyle gerçekleşmiş ve onun prestijini yükseltmiştir. Buna takiben Eoka adlı bir gizli örgüt kuran Rumlar bunun başına da Makarios’un yardımıyla Anadolu’da Türklere karşı savaşan Grivas’ı getirecektir. Grivas Anadolu’da gördüğü gerilla tipi savaşı burada uygulamaya sokacak ve adadaki çatışmaların hızlanmasına katkı koyacaktır. Türkler de Rum hareketlerine karşı partileşme ve gizli savunma teşkilatlarını kurmuşlardır. Tüm bu olaylar sonrasında Kıbrıs’taki İngiliz egemenliği Yunanistan ve Türkiye’nin ama özellikle Yunanistan’ın adadaki sorunları uluslararasılaştırması sayesiyle de konunun Birleşmiş Milletler nezdinde tartışılmasına karşı koyamamış ve Kıbrıs’ın bağımsızlığına gidecek olan yoldaki önemli sayılacak Zürih ve Londra antlaşmaları gerçeklemiş ve kısa süreli hayat bulacak Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen Buraya Adınızı Yazın