Ana Sayfa Kültür Sanat Sinema MR. NOBODY: Seçim Yapmak veya Yapmamak, İşte Bütün Mesele Bu!

MR. NOBODY: Seçim Yapmak veya Yapmamak, İşte Bütün Mesele Bu!

624
0
Paylaş

 

“Çocuk henüz çocukken şu sorulara sıra gelmişti.

Neden ben benim de sen değilim,

Neden buradayım da orda değilim.

Zaman ne zaman başladı ve uzay nerede bitiyor.

Güneşin altındaki yaşam sadece bir rüya mı?

Gördüklerim, duyduklarım, kokladıklarım sadece dünyadan önceki dünyanın bir görüntüsü mü?”

 

Peter Handke, Çocuk Olmanın Şarkısı

 

Bu etkileyici dizelerle ilk kez, çok sevdiğim bir yönetmen olan Wim Wenders’in, Der Himmel Über Berlin filminin açılış sahnesinde karşılaşmıştım. Filmde hayattan yoksun kaldığını düşündüğü ve hissettiği için, ölümsüzlükten vazgeçen bir melek vardır. Mr. Nobody filminde ise, hayatı emniyet kemeri ve hava yastığı arasında sıkışmış, yaşadığının farkında olan ve bundan acı duyan, dünyada yaşayan son ölümlü Nemo’nun hikayesini görürüz. Nemo da aynı soruyu kendisine sorar, tıpkı herkesin hayatında bir kez de olsa bu durumun nedenlerini sorguladığı gibi: “Neden ben benim de, başkası değilim? Bizi biz yapan seçimlerimiz; çoğu zaman yere düşen bir madeni paranın yazı tarafının mı, yoksa tura tarafının mı üste geleceğine bağlı. Neden geçmişi hatırlayabiliyoruz da, geleceği hatırlayamıyoruz? Neler olacağını bilemezsek seçim yapamayız ama eğer neler olacağını bilirsek seçim yapmamız imkânsızlaşır.”

Tüm sorgulamalar, ‘Neden ben bir başkası değilim ya da ben bunu hak edecek ne yaptım?’ düşünceleri bizi hep yanıt aramaya iter. Çoğu zaman yaşananlar rastlantısaldır ve bu da yanıt bulmamızı zorlaştırır. Filmin açılış sahnesinde ‘Güvercinin Batıl İnancı’ teorisinin kullanımı filmin bütün olarak taşıdığı anlamın kavranması açısından oldukça önemli bir başlangıçtır. Bu teoriye göre güvercin bir kutuya koyulur, o kutudaki belli bir noktayı her gagaladığında bir kapak açılır ve ona yem verilirse, güvercin gagaladığı zaman ödüllendirileceğini zamanla öğrenir. Ama eğer bir gün güvercin gagalamadığı halde aynı kapak açılır ve yem verilirse kuş buna önce şaşırır, sonra hangi hareketi sonucu bu ödülü hak ettiğini bulmaya çalışır. Sözgelimi o sırada kanat çırpıyorsa, her kanat çırpışında kapağın açılacağına ve yemi hak edeceğine inanır. Bu aşamadan sonra o kapak her otuz saniyede bir açılacak şekilde otomatik olarak ayarlansa bile güvercin kapağın açılmasının kanat çırpmasıyla ilgisi olduğuna inanır. ‘Mekanizmanın düzeneğini anlayamayan kuşlar gibi hayatın matematiğini henüz çözememiş olan insan, bu çözümsüzlüğün karabasanına düşmektense kendi çözümünü üreterek rastlantılardan masalsı sonuçlar çıkarabiliyor.’ İşte Mr. Nobody de, böyle bir rastlantısallığın; sicim teorisi, entropi ilkesi gibi konularla desteklendiği masalsı bir film olarak karşımıza çıkmaktadır.

Filmde rastlantısallığın anlatıldığı ve birbiriyle alakasız görünen olayların, aslında birbiriyle nasıl ilişkili olduğunu gösteren bir sahne vardır. Anna ve Nemo, 15 yaşında birbirinden ayrılmışlardır ve seneler sonra karşılaşmalarında Anna, bunca zamandır beklediği tek şeyin bu olduğunu ve bu ana kadar yalnızca yaşıyormuş gibi yaptığını, yaşayacağı tüm hayatlardan tek bir hayat için, Nemo’yla olmak için vazgeçtiğini söyler. Artık sevmeye alışkın olmadığını, onu tekrardan kaybetmek istemediğini ve acele etmemeleri gerektiğini belirtir. Numarasını kağıda yazıp Nemo’ya verir ve uzaklaşır. Nemo, Anna’nın arkasıdan bakarken gökyüzünden düşen bir su damlası kağıda düşerek mürekkebi dağıtır ve numara görünmez hale gelir. Filmde bunun nedeni; Nemo’nun kot pantolon alırken fiyatları karşılaştırıp ucuz olanı tercih etmesi, diğer pantolonun üretiminin gerçekleştiği konfeksiyon fabrikasının kapanacak olması ve işçilerden birinin  işsiz kalması olarak verilir. Sözgelimi, işçi hala çalışıyor olsa, o sabah evde yumurta kaynatmayacak ve odadan çıkan buhar, bir mikro-iklim yaratarak aylar sonra bir sağanağın başlamasına katkıda bulunmayacaktır. Yaptığımız önemsiz gibi görünen seçimlerin bile bu denli önemli sonuçları olabiliyorsa, yapılan seçimlerin ve sonuçlarının ne kadarının bizim özgür irademizle gerçekleştiğini söyleyebiliriz? Film bize seçim yapmak bu yüzden zordur, der. Patates püresini sosuyla karıştırırsak daha sonra ayıramayız, sigaradan çıkan duman bir daha sigaraya geri dönmez, dökülen mürekkep damlası yeniden biçimlenemez. Bu nedenle doğru seçim yapmak gerekir ve seçim yapmadığımız sürece tüm olasılıkları mümkün kılarız.

Bu noktada, psikanalist ve yazar Adam Phillips’in yazdığı ‘Kaçırdıklarımız: Yaşanmamış Hayata Övgü’ kitabına değinmek yerinde olacaktır. Shakespeare ve Freud gibi önde gelen isimlerin düşüncelerinden yararlanarak hazırladığı kitapta birçok konunun üzerinde durur ve Mr. Nobody filminde olduğu gibi, bir şeyleri seçerek başka şeyleri kaçırdığımız, onlardan mahrum kaldığımız hissine kapılmamızla ilgili çıkarımlarda bulunur. Seçim yaparak vazgeçtiğimiz, arzulayıp da erişemediğimiz ne varsa, bunları kaçırdıklarımız olarak niteleyen Phillips, genel olarak bu yaşayamama deneyimine hüsran adını verir. Ona göre hüsran en az 4 çeşittir: “Hiç var olmamış bir şeyden mahrum kalma hüsranı; hiç sahip olunmamış bir şeyden mahrum kalma hüsranı; bir zamanlar sahip olunan bir şeyden mahrum kalma hüsranı ve son olarak bir zamanlar sahip olunan ama tekrar elde edilemeyen bir şeyden mahrum kalma hüsranı.” Yaşam, insanlar her istediklerini elde edemedi diye değil, istedikleri şey katlanılmaz kayıplara gebe olduğunda trajik bir hal alır. Hedefler çeşit çeşit ve çoğunlukla birbirine zıt olduğundan bazen sarsıcı kayıplar yaşanması kaçınılmazdır. Shakespeare’in Kral Lear’ı ülkesini üçe ayırmayı ama Cordelia’ya ait üçte birinin diğer ikisinden daha zengin olmasını, tacından feragat ettiği halde iktidarını bir nebze de olsa korumayı, kızlarının ve damatlarının kendisine arka çıkarak onunla işbirliği yapmalarını, başkalarının evinde dilediği gibi yaşamayı arzular. En sonunda istediği ve ihtiyacı olan her şeyi yitirir. Belki de Mr. Nobody’nin hiçkimseliği ve yaşamının trajedisi bundan kaynaklanır. Gazeteci anlattıklarının çelişkili olduğunu, aynı anda birden fazla hayat yaşamasının mümkün olmadığını söylediğinde Nemo, o hayatların hepsinin gerçek olduğunu ve seçilen her yolun doğru olduğunu söyler. Yaşananlar farklı şekilde vuku bulabilirdi, ancak o zaman da aynı anlam ve değeri taşırdı, diye belirtir. Yaşadığı, yaşamayı hayal ettiği ya da yaşama ihtimali bulunan hayatların hepsini birden tecrübe etmiştir Mr. Nobody. Hayaller, hatıralar, istekler hep iç içedir. Bana kalırsa yaşadığımız hayatlar, bu filmden ve bu ihtimallerden daha az karışık değildir. Aynı zamanda yaşadığımız hayatlar, yaşanma ihtimali olanlardan daha gerçek veya önemli de değildir. Ve mücadelesini verdiğimiz hayat kadar, kurgulayıp yaşayamadığımız hayat(lar) da övgüye değerdir.

Yararlanılan Kaynaklar:

PHILLIPS Adams, Kaçırdıklarımız: Yaşanmamış Hayata Övgü, Metis Yayınları, 2016

– SÖĞÜT Mine, Güvercinin Batıl İnancı (Nisan, 2012), National Geographic Türkiye     http://nationalgeographic.com.tr/makale/nisan_2012/guvercinin-batil-inanci/1265

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen Buraya Adınızı Yazın