Ana Sayfa Gündem YAKLAŞIN: Feminizm Herkes İçindir!

YAKLAŞIN: Feminizm Herkes İçindir!

767
0
Paylaş

Feminizm, daha önce feminizmle tanışmamış birçok insanın ön yargılı olduğu ancak konuya biraz eğilindiği takdirde büyük farkındalıklar sağlayan bir kavram. Bu uzun yazıda da bu kavramın anlaşılabilirliğini kolaylaştırmak adına müthiş bir kitap yazan ve feminizm düşüncesine katkıda bulunan Bell Hooks’un ‘Feminizm Herkes İçindir’ kitabından yararlanarak feminizme biraz daha yakından bak(tır)mayı amaçlıyorum. Yazının sonunda değineceğim, feminizm ile ilgili isimler, kitaplar, filmler ilgilenenler için faydalı olacaktır diye umuyorum. Şimdiden keyifli okumalar dilerim…

 

‘Feminizm cinsiyetçiliği ve cinsiyetçi sömürüyü ve baskıyı sona erdiremeye çalışan bir harekettir.’ İster kadın olalım ister erkek olalım insan olmanın getirdiği en tabii sonuç olan toplumsallaşmaya hepimiz maruz kalıyoruz ve ne yazık ki dünyanın her yerinde neredeyse tüm toplumsal kodlar ataerkil düzen içerisinde kurulmuş ve yerleşmiş durumda. Bizler de bu düşünce ve davranış kodlarını kabul etmesi beklenen, sürekli tahakküm altında olan bireyleriz. Ataerkil düşünce ve tahakküm ise yalnızca erkeklere özgü değildir. Eril tahakkümü kabul etmiş ve cinsiyetçi davranışlar sergileyen birçok kadın da vardır. Bu durum ataerkiyi mazur göstermez ve feminist harekete gölge düşüremez ancak feminizmin erkek karşıtlığı olmadığını da kanıtlar niteliktedir. Ataerkil düşüncenin nimetlerinden faydalanan erkekler olduğu kadar, ataerkil olmakta zorlanan ve kadınlara karşı duyulan öfke ve korkudan rahatsız olan erkekler de azımsanmayacak kadar çoktur. Yine de ataerkil düzen değiştiğinde nasıl bir yeni düzen oluşturacaklarını bilmediklerinden ve o çok tanıdık alanı kaybetmek istemediklerinden çoğu zaman ataerkiyi pasif bir şekilde de olsa beslerler. Oysa feminist hareket, içinde hem kadınları hem de erkekleri ataerkinin köleliğinden kurtarma umudu ve gücü taşımaktadır.

Gündelik hayatta cinsiyetçiliğin nasıl ve hangi alanlarda vücut bulduğunu anlamak, ataerkinin tahakkümü sonucu nasıl sömürüye uğradığımıza ve mağdur olduğumuza dair farkındalık kazanmak için feminizm konusunda bilincimizi yükseltmemiz gerekir. Feminist harekete zarar vermemek adına, kadınların kendi içselleştirdiği cinsiyetçiliği sonlandırmaları oldukça elzemdir.

Feminist düşünce kadınların ürettiği eserlerin hakkının teslim edilmesi ve geri planda kalmaması için de mücadele vermekte ve görünürlük sağlamaya çalışmaktadır. Feminizmle ilgili şöyle bir de açmaz vardır. Feminist düşünce akademi içinde mevcudiyet bulmasına rağmen, feminist eserlerin akademik dille yazılması ve anlaşılırlığının zor olması halka ulaşıp feminist hareketle desteklenmesine mani olmaktadır.

Kadınların cinsel eğitimleri konusunda edindikleri bilinç, üremeye dair haklarını bilmelerinin ve korumalarının, herkesin cinsellik konusundaki seçimlerinde özgür olduğunun, cinsel kimliğin ve tercihin kabulünün önünü açmaktadır. Kendi bedenleri hakkında söz sahibi olmaları ve kendilerini olduğu gibi sevip kabul etmeleri de feminizmin kadınlar için en büyük getirilerinden biridir. Değerimizin yalnızca dış görünüşümüze bağlı olmadığını, medyanın dayattığı güzellik standartlarının kişide özgüvensizlik ve tek tipleşmeye yol açabileceğini fark etmek kadınlar için oldukça büyük bir kazanımdır.

Kadınların çalışma hayatında olması, eşit işe eşit ücret talebi elbette önemli ve üzerinde durulması gereken konulardır. Ancak nasıl bir çalışma şeklinin kadını özgürleştireceği de aynı derecede önemlidir. Bu göz ardı edilerek alt ve orta sınıftan kadınların çalışmaya teşvik edilmesi, kadınlar için özgürlük sağlamaya yetmez, ki yetmemiştir de. Uzun mesailer ve düşük ücretle çalışmaya muhtaç bırakılan kadın, bir de evdeki sorumluluğu üstlenmek zorunda bırakılmıştır. Bell Hooks bu durumu ‘yoksulluğun kadınlaştırılması’ olarak adlandırır. Feminizm bir sınıfın yararına hizmet ettiği sürece gerçek bir dayanışma da mümkün olmayacaktır.

Feminist hareket ayrıcalıklı sınıflara mensup kadınların tekelinde olmadığı gibi, Batılı kadınlar tarafından üretilen ve başka kültürlerden kadınların onu tüketme hakkı için mücadele etmek zorunda oldukları bir ürün, kapitalist bir meta değildir. Bu anlamda feminist düşünce sömürgecilikten arınmalı ve her şeyden önce kadınların bedenleriyle ilişkilendirilen kadın sünneti, zayıflık ve güzellik ideali gibi yaşamı tehdit eden pratiklerin küresel olarak birbirine nasıl bağlandığı araştırılmalıdır. Feminist hareket içinde ırkçılık da iletişimsizliği körüklediği ve insanların birbirini anlamalarını zorlaştırdığı için gerçek bir dayanışmanın önündeki engellerden biridir.

Kadına yönelik ataerkil şiddet feminist hareketin birincil vurgusu olmakla beraber diğer bütün ataerkil şiddetten daha korkunç olduğunu ima etmek, cinsiyetçi kadınlar ve erkekler tarafından çocuklara uygulanan şiddet gerçeğini karanlıkta bırakır ve bu durum feminizmin çıkarlarına hizmet etmemektedir. Örneğin bir anne çocuğuna şiddet uygulamıyorsa fakat yine de çocuğuna şiddetin toplumsal kontrol sağlama aracı olduğunu söylüyorsa bu yanlış bir düşünce ve öğreti biçimidir ve ataerkiye çanak tutmaktadır. Bu yönüyle Bell Hooks, feminist hareketin tüm şiddet biçimlerini sona erdirmeye çalışan bir hareket olduğunu savunur.

Feminist hareket, ilişkilerde ve toplumsal rollerde olduğu kadar ebeveynlik bilincinin geliştirilmesinde de farklı bir pencere açar. Beyaz üstünlükçü, kapitalist, ataerkil hiyerarşide erkeklerin kadınlar üzerindeki tahakkümü görmezden gelindiği gibi, ebeveynlerin çocuklar üzerindeki tahakkümü de görmezden gelinir. Feminist hareket istismar, taciz ve psikolojik şiddet olaylarının ister kadın için ister çocuk için ifşaatını kolaylaştırması ve katalizör işlevi görerek görünürlüğünü sağlaması açısından oldukça önemlidir. Ayrıca gerçekleşen tacize karşı durulabileceği, olumlu bir etik ve ahlaki bir bağlam yaratılmasına katkıda bulunmuştur. Feminist hareketin ebeveynlik bağlamında katkıda bulunduğu bir diğer konu ise baba ve çocukları arasındaki kişisel ilişkileri geliştirmesidir. Çocuğun bakımına dahil olan erkekler hem toplumsal cinsiyet eşitliğini feminist bir pratikle deneyimlemiş olur hem de çocuklarının sağlıklı bir özgüven geliştirmelerine yardımcı olur. İki ebeveynli ataerkil aileye toplum içerisinde en çok saygı duyulduğu düşünülürse, bu standarta uymayan ailelerin çocuklarının kendisini duygusal anlamda güvensiz hissedeceği açıktır. Bu nedenle ebeveynlerin evli ya da bekâr olmasının, eşcinsel olması ya da olmamasının, hane reisinin kadın ya da erkek olmasının önemi yoktur, önemli olan tahakkümün sona ermesi ve çocuk için gerekli olan sevgi ve güven ortamının yaratılarak, çocuğun sağlıklı ve özgür yetişmesinin sağlanmasıdır.

Feminizme en büyük katkıyı yapan gruplardan biri radikal lezbiyen feministler olmuştur. Kadınlar olarak kimi seveceğimizi, bedenlerimizi ve hayatlarımızı kiminle paylaşacağımızı seçme özgürlüğümüz eşcinsel ve kadın hakları adına mücadele eden feministler sayesinde büyük ölçüde artmıştır. Cinsel kimlik veya tercihleri ne olursa olsun tüm kadınlara heteroseksizmin sınırlarını zorlayarak istedikleri kadar özgür olabilecekleri alanlar yaratma cesareti verenler, radikal lezbiyen feministler olmuştur.

Feminizm, ataerkil düzende kadınları bakire ya da sadık bir eş ve sevgili olmadıkları için mahkum eden, ama erkeklerin cinsel anlamda arzuladıkları her şeyi yapmalarına ve davranışlarını görmezden gelmeye dayanan çifte standarta da eleştiri getirir. Eleştiri getirdiği bir diğer önemli konu anneliğin bir kadının hayatındaki tek doyurucu amaç olarak gösterilmesine yöneliktir. Bir kadının değerinin çocuk doğurmasına veya yetiştirmesine bağlı olmadığı ön kabulü, denk olmayı kolaylaştıran bir unsur olarak kabul edilir.

Tahakkümün olduğu yerde aşkın olmadığını savunan, karşılıklı olgunlaşmanın ve kendini gerçekleştirmenin önemini vurgulayan feminizm, herkesin ihtiyaçlarına saygı duyulan, herkesin haklarının olduğu ve kimsenin zulüm ve istismar korkusu yaşamadığı bir ilişki tasavvur eder. Bu şekilde özümsenen hakiki bir feminist politika ve pratik ile esaretten özgürlüğe, aşksızlıktan aşka kavuşabileceğimizi söyler Bell Hooks. Gerçek aşkın tanıma ve kabul üzerine kurulduğunu, teşekkür, ilgi, sorumluluk, bağlılık ve bilgiyi birleştirdiğini kabul ettiğimizde, adalet olmadan aşkın olamayacağını kavramış oluruz. Bunun ayırdına vardığımızda, aşkın bizi dönüştürme gücüne sahip olduğunu, bize, üzerimizde kurulan tahakküme karşı çıkma gücü verdiğini de kavrarız. Öyleyse feminist politikayı seçmek, aşkı tercih etmektir.

Feminizm manevi pratiğe değer veren bir direniş hareketidir. Kişiye kendini gerçekleştirme yolunda ihtiyacı olan kendini sevme ve kabul etme konusunda yardımcı olur. Bunun yanında feminizm din karşıtı bir hareket değildir, dinin; eşitsizliğin doğal olduğuna inanmaya teşvik eden, kadın bedeninin denetim altında tutulmasının gerekliliğini savunan, üremeye dair hakkına saldırıda bulunan ve cinsel zorlamayı pek çok şekilde tasdik eden cinsiyetçi yorumlarına karşıdır. Feminist maneviyat, herkesin eskimiş inanç sistemlerini sorgulayarak yeni yollar keşfedebileceği bir alan yaratmış ve özgürlük ve adalet mücadelesini genişleten ruhani pratiklerle, manevi tatmine ilişkin bir tasavvur geliştirmeyi gerekli kılmıştır.

Kimsenin kimseye hükmetmediği bir dünyada yaşadığımızı düşünün. Kadınlarla erkeklerin birbirine benzemediği ve hatta daima eşit de olmadığı; ama ilişkilerimizi şekillendiren yaşam felsefesinin karşılıklılık esası üzerine inşa edildiği bir dünyada yaşadığımızı düşünün. Her birimizin kendimiz olabildiğimiz bir dünyada, barış ve olanaklar dünyasında yaşadığımızı düşünün. Feminist devrim tek başına böyle bir dünya yaratmaz; ırkçılığı, sınıf elitizmini ve emperyalizmi de sona erdirmemiz gerekir. Fakat feminizm, kendini tümüyle gerçekleştirmiş kadın ve erkekler olarak özlediğimiz toplumu yaratabilmemizi mümkün kılacaktır, özgürlük ve adalet hayallerimizi gerçekleştirebileceğimiz, hepimizin “eşit yaratıldığımız” hakikatini hayata geçirebileceğimiz bir toplumda hep beraber yaşayabilmemizi sağlayacaktır. Yaklaşın. Feminizmin yaşamınıza, hepimizin yaşamına nasıl dokunup bu yaşamları nasıl değiştirebileceğini görün. Yaklaşın ve feminist hareketin derdinin ne olduğunu kendi gözlerinizle görün. Yaklaşın, şunu göreceksiniz: Feminizm herkes içindir.

 

Kaynak:

 

 -HOOKS Bell, Feminizm Herkes İçindir: Tutkulu Politika, Bgst Yayınları, 2012

                                                                                                                      

FEMİNİZME GİRİŞTE YARARLANABİLECEK KAYNAKLAR:

-Kitaplar:

Virginia Woolf – Kendine Ait Bir Oda

Simone de Beauvoir – İkinci Cins

Emma Goldman – Hayatımı Yaşarken

Doris Lessing – Altın Defter

Ingeborg Bachmann – Malina

Margaret Atwood – Damızlık Kızın Öyküsü

Clarissa Pinkola Estes – Kurtlarla Koşan Kadınlar

Sylvia Plath – Sırça Fanus

Şirin Tekeli – Feminizmi Düşünmek

Fatmagül Berktay – Tarihin Cinsiyeti

Jeanette Winterson –   Tek Meyve Portakal Değildir

Filmler:

Chantal AkermanJeanne Dielman, 23, Quai Du Commerce, 1080 Bruxelles

Pedro Almodovar –   Todo Sobre Mi Madre

Hayao Miyazaki – Prenses Mononoke

Isao Takahata –  Kaguya-hime no Monogatari

Maysaloun Hamoud – Bar Bahar

Nadine Labaki –  Caramel

Maya Deren – Meshes of the Afternoon

Agnés Varda – Cléo de 5 à 7

Marzieh Makhmalbaf – Roozi Ke Zan Shodam

Ngozi Onwurah – The Body Beautiful

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen Buraya Adınızı Yazın